VANLILAR MİSAFİRİ ÇOK SEVER

Bütün Türk toplumlarında misafire, komşuya verilen değeri aynı özellikleri ile Van’da yaşayanlarda. da görmek mümkündür. İster haberli gelsin, ister “çat kapı” habersiz gelsin her gönülde, her ağızda “Tanrı Misafiri”dir gelen. 
Misafirler kapıda karşılanır; gönülden, yürekten, içten gelen duygularla “içeri buyurun” denir. Misafir eve alındıktan sonra kapı önündeki ayakkabıları hemen düzeltilir, kenara konur. Misafir için özel oda varsa oraya alınır. Ev sahibi misafirleri içeri geçirdikten sonra odaya en son girer.

Misafirlerin rahat edebilmesi için arkalarına şilteler (ince minder), küçük yastıklar konur. Ayaklara terlik, kış ise üşüyecekleri düşünülerek patik verilir. . Ceket pardösü, manto, ferace ve örtüleri alınır. Katlanır (katlanmış) dürülük (dürülmüş) olarak bir yere konur veya asılır. Bütün bunlar yapılırken ev sahibi yine herkese “Hoş geldiniz.” der, ayaküstü havadan sudan konuşulur. Gelenler akrabadan ve aileye çok yakın olan erkek misafir ise evin erkeği olmasa bile içeri alınırdı.

Misafirler ile kapıda görüşüldüğünde el öpülür. El öpme ve öptürme geleneği çok dikkat çekicidir. Neredeyse aralarında bir kaç yaş olanlar bile el öptürmektedir. Herkes oturduktan sonra sıra hal-hatır sormaya gelir. Her misafire ayrı ayrı hatır sorulurdu.

Van’da eskiden tüm evler Şimdiki gibi betonarme değildi. Evlerin büyük bölümü hep toprak evler idi. Bir kısmı tek katlı bir kısmı ise ise iki katlı idi. Ancak her evin mutlaka bir misafir odası vardı.  Şimdiki gibi göstermelik değil gerek şehir içinden gelen veya kazadan, nahiyeden, köyden gelen misafirler için her zaman hazır tutulurdu.

Bu misafir odaları tek katlı evlerde herhangi bir oda olabilirdi ancak iki katlı toprak evlerde her zaman üst kattaki bir oda misafire ayrılırdı. Bu misafir odasının bir köşesine birkaç tane ihtiyacı karşılayacak kadar sadece misafir için hazırlanmış yatak, yorgan, yastık, çarşaf, battaniye denk halinde tutulurdu.

Ayrıca kış aylarında gece yatısına gelen misafir varsa ayrı bir sac soba mangalı, maşası, soba küreğiyle tam teçhizatlı olarak hazır tutuluyordu.

Kış aylarına bayramlar denk geldiğinde de sabah erkenden soba yakılır ve bayramlaşmalar sıcak bir ortamda yapılırdı.

Misafir odası çoğu zaman boş kalmazdı gelen misafirler bazen gezme dolayısıyla, bazen hastaları olması ve ilginçtir bazen de şehirde sinemaya gidip film seyretmek için gelirlerdi. Gelenler gündüz hanımlar ayrı bir yerde oturur yer içer ve sohbet ederlerken. Erkekler de akşam geldiklerinde birlikte yemek yedikten sonra misafir odasına çekilirlerdi.,

Tabi bu arada daha önceden evin kızları veya gelinleri misafir odasına çıkarak yatakları gelenlerin sayısına göre serer başuçlarına bir sürahi su bırakırlardı. Hatta varsa şerbette bırakılırdı. Hani o yıllarda gül veya vişneden şerbette yapıldığı için misafir nezdinde çok makbule geçerdi. Yani misafirin rahat edebilmesi için her şey yapılırdı.

Eskiden bütün imkânsızlıklara rağmen evin bir odası misafir odası olarak ayrılırdı. Mümkünse kapısı da kilitli tutulurdu. Normal zamanlarda ayak basmaya biz evin çocukları içeri girmeye çekinirdik, korkardık. Bayramdan bayrama ya da misafir geldikçe açılan kapıdan girdiğimizde burnumuza çarpan temizlik kokusu ve serinlikle ürperirdik. Şimdi bu gelenek unutulup gidiyor.

 Evlere, çat kapı gelen misafir, evde ve elde ne varsa ona talip olur. Sofraları ve sohbeti bereketlendirirdi. Varsa elektrik, düşükse gaz lambası ı eşliğinde oturan misafirler, uzun kış geceleri ise yanan sobanın etrafında ser halka olur otururlardı. Ve hatta hava soğuk ise kürsünün altına girerlerdi.. Bu arada gelen misafirlerden biri veya ev sahibinden birisi battal gazi, Horasanlı Eba Müslüm Hz. Ali Cenklerinden veya seferberlik anıları anlatılırdı. Bu arada gelen misafirler için izzeti ikramda bulunulurdu. Bu ikramların başında sarı semaverde bir çay sefası ardından hanımlar yapmışsa hedik veya kavurga getirilirdi. Bundan sonrada güz günleri ve uzun kış geceleri için evdeki kilerin tavanındaki döşemelere öbek öbek asılan o güzelim mellakiler, melleçiler, ayvalar, kışlık elmalar indirilir ve misafirlere sunulurdu.

Eski Van’da meyve bakkaldan, manavdan alınmazdı çünkü herkesin bağı ve bahçesi olduğu için kışlık elma ve mellakiler iplere bağlanır kilerin tavanına asılırdı ve uzun kış gecelerinde, bayram gecelerinde indirilerek yenirdi. Geçen zamanla birlikte kilerlerde ortadan kalktı, bağ ve bahçelerde sitelere yem olunca haliyle o güzelim Van meyveleri de bakkaldan, manavdan alınır oldu ne yazık.

 

Günümüzdeki misafirliklerle eskiden yaşanan misafirlikler uzun uzun anlatılır, konuşulur Van’da. Hemen her köye yolun gitmesi, özel ve toplu ulaşım araçlarının çokluğu eski misafirlikleri ortadan kaldırdı görüşü yaygındır. Eskiden misafirlikler daha çok güzün ve kışın köylerde işin daha az olduğu yapılırdı.  Kazadan, nahiyeden ve köyden gelecek misafirler dört gözle beklenir, gelene kadar her gün sohbet konusu olurmuş. Zaten ulaşımın ve şartların güçlüğü dikkate alındığında yolculuk yürüyerek, at ile, yada at arabaları ile yapıldığından yolun bir kaç gün sürmesi ve gelen misafirin de birkaç gün kalması kaçınılmaz olmaktadır. Eskiden misafirler için köy odaları olurdu.

Ağaların evlerinde, kahvehanelerde çoğunlukla da camilerin bünyesinde yapılırmış. Günümüzde de bazı köy camilerimizde halen köy odası ve misafir ağırlamak için ayrı odalar bulunmaktadır. Evlerde de misafire genelde giriş kapısı avluya açılan bir oda yapılır. Misafirin yatağı, yorganı ve sobası hazır bekletilir ev kadınlarınca. Cami odalarında (köy odalarında) erkek misafirler, evlerde ise bayan misafirler ağırlanır. Yatılı gelen misafire elden geldiğince, hatta maddi sınırları bile aşarak ikramlarda bulunulduğu sık rastlanılan bir olaydır.

Eskiden misafirperver diye bir kavram vardı. Misafire değer veren, misafir ağırlamaktan hoşlanan, konuğunu el üstünde tutan insanlara misafirperver tanımı uygun görülürdü. Sonradan argoda, mizahi bir yaklaşımla 'misafir sevmez' diye bir kavram türedi, misafir sevmez, misafirden hoşlanmaz anlamında... Daha çok gençler arasında espri amacıyla kullanılan bu kavramı ben evlerimiz için kullanma ihtiyacını duyuyorum. Şimdiki evler misafir sevmez!

MİSAFİRLE İLGİLİ DEYİMLER.


***ahmak misafir ev sahibini ağırlar
başkalarının görev ve yetkilerine karışmak ahmaklıktır.

***köylü, misafir kabul etmeyiz demez, konacak konak yoktur der
kişi bir işi yapmak istemezse doğrudan doğruya yapmam demez de birtakım gerekçeler ileri sürerek bunu gerçekleştirmenin olanağı bulunmadığını söyler.

***misafir kısmeti ile gelir
misafirin geldiği evde ya yiyecek bulunur veya beklenmedik bir yerden o sırada yiyecek gelir.

***misafir misafiri (dilenci dilenciyi) istemez (sevmez), ev sahibi ikisini de
misafir, bütün ağırlamaların yalnız kendisi için olmasını istediğinden gittiği yere başka bir misafirin gelmesini istemez; ev sahibi de hiç misafir gelmese de rahatım bozulmasa diye düşünür.

***misafir on kısmetle gelir, birini yer dokuzunu bırakır
Tanrı, misafirin yediğinden kat kat fazlasını, misafir ağırlıyor diye ev sahibine verir.

***misafir umduğunu değil bulduğunu yer
konuk, ev sahibinin kendisine çok şeyler ikram etmesini bekleyebilir ama ev sahibi ancak evinde olanları ikram edebilir.

***misafir üç gün misafirdir
misafir bir yerde üç gün kalırsa ne ev sahibi bunu fazla bulur ne de misafir uzun kaldım diye üzülür ama üç günden sonrası her ikisi için de sıkıcı olur.

***misafirin umduğu ev sahibine iki öğün olur
misafir, ev sahibinin kendine çok şeyler ikram edeceğini umar ama beklediklerini bulamayabilir.

***misafirlik üç gündür
misafir bir yerde üç gün kalırsa ne ev sahibi bunu fazla bulur ne de misafir uzun kaldım diye üzülür ama üç günden sonrası her ikisi için de sıkıcı olur.

***şaşkın misafir, ev sahibini ağırlar
başkalarının görev ve yetkilerine karışmak ahmaklıktır.

***gel demesi kolay ama git demesi güçtür
bir kimseyi işe almak, bir misafir çağırmak kolaydır ancak bir kimsenin işine son vermek, misafire git demek zordur.