Hasan Pulur’dan, Meşhur yalanlar! Ve fıkralar

 

HİÇ yalan söylemeyen var mı?

"Evet, ben!" diyorsa, bilin ki yalancının tekidir.

Kimi "Hayatımız yalan!" diye sağa sola felsefe kırıntıları saçar, kimi "Yalandan ölen var mı?" diye güvence verir, "yalan"a dokunulmazlık kazandırmak isteyenler de kılıflar giydirirler...

"Beyaz yalan, masum yalan! Zararsız yalan!" gibi.

  

GÜNLÜK yaşantımızda ve konuşmalarımızda ne yalanlar söylüyoruz, hiç araştırdınız mı?

Halit Toprak, böyle bir araştırma yapmış ya da böyle bir araştırmayı derlemiş, adını da "Meşhur Türk Yalanları" koymuş...

Nereden geliyor bu yalanların meşhurluğu?

Her gün ağzımızda, dilimizdeler de...

  

MESELA, öğle üzeri biri geldi, adamdan da pek hoşlanmıyorsunuz, yalan hazır:

"Kalsaydınız, bir şeyler yerdik!"

Yalan, hele bir kalsa, yüzünden düşenin kaç parça olduğunu saymak gerek...

  

TELEVİZYONDAKİ yarışmaların ortak cümlesi:

"Kazanmak mühim değil, mühim olan yarışmaya katılmaktı."

Yalan ki yalan!

Milyarları bir iki puanla kaybedeceksin, sonra "Kazanmak mühim değil!" diyeceksin!

Öyle ya, yalandan kim ölmüş ki!

Yine bir televizyon yalanı:

"70 milyon bizi izliyor!"

Herkesin işi gücü kalmamış da.

  

BİR aşk yalanı:

"Seni düşünmekten bütün gece gözüme uyku girmedi!"

Yalan ki yalan!

Karın seni uyandırabilmek için yarım saat uğraştı!

"Bir oturuşta iki büyük deviririm!"

Rahmetli Halit Çapın'ın ruhu şad olsun, Faris'in de kulakları çınlasın!

  

AKŞAMÜZERİ bir kokteyldesiniz. Ev sahibi itibar için garsonu çağırır, kayık tabaktaki kanepelerden ikram etmek ister, teşekkür edersiniz:

"Ben rejimdeyim, diyet yapıyorum!"

Yanınızdaki arkadaşınızın kulağına fısıldarsınız:

"Hadi, çabuk çıkalım da bir yerde karnımızı doyuralım!"

Hemşirenin elinde iğne:

"Korkma çocuğum, hiç acıtmayacak!"

Onu bir de çocuğa sorsanıza!

Bitmez tükenmez toplantı yalanları:

"Beyefendi toplantıda, kim diyelim?"

Beceriksiz futbolcunun yalanı:

"Abicim, ben gol atmayı değil, asist yapmayı seviyorum."

  

VE demokrasi tarihinin, en sürekli yalanları, bitmez tükenmez, eskimez, değişmez, her politikacıya lazım yalanlar:

"Devletimiz güçlüdür."

"Failler en kısa zamanda yakalanacaktır."

"Memuru enflasyona ezdirmeyeceğiz."

"Akan kan yerde, çalınan para cepte kalmayacaktır!"

"Benim işçim, benim memurum, benim köylüm!"

  

Bir Ege kasabasında, bir “Kofti Efe” varmış...    Nasıl bir efeymiş bu?
Neden lakabı “Kofti”ymiş?
“Kofti Efe” bir akşam ter, kan içinde meyhaneye gelmiş:
“Len oğlum ver bi tek!”
Meyhaneci koşup gelmiş:
“Hayrola efem, ne oldu?”
“Köşe başında dört herif çıktı karşıma, iki patlattım dördü de kaçtı...”
Meyhaneci çırağa bağırmış:
“Efeme bi tek daha ver, leplepiyi unutma!”
Meyhaneci hınzır, üstüne gidiyor:
“Eeee efem, sonra ne oldu?”
“Bu sefer sekiz kişi olup geldiler...”
“Eeee!”
“Sekizini de iki yumrukta kaçırdım!”
Meyhaneci bağırmış:
“Len oğlum efeme bi tek daha ver, leplepiyi unutma!”
Efe tekleri üst üste yuvarladıktan sonra kükremiş:
“Sekiz on altı oldu, on altı otuz iki!”
Efe sallıyor, meyhaneci tekleri peş peşe ısmarlıyor.
Efe, otuz ikiyi tamamladıktan sonra elinin tersiyle ağzını silip, bıyıklarını sıvazlayınca meyhaneci çırağa kızmış:
“Ulen, efemin kadehi boş kalır mı?”
Efe diklenmiş:
“Yetti gayri, bütün gasabayı bana mı kırdıracan?”
İşte “Kofti Efe” diye bu gibilere derlermiş!
O kadar çok var ki!
Elini sallasan ellisi, saçını tarasan tellisi...
*******
Adam seyahatten dönmüş, akşam yemekten sonra sormuş:
“Eeee ne var, ne yok bakalım!”
Kadın boynunu bükmüş:
“Ne olsun, otobüste adamın biri gözlerini dikti bakıyor...”
Adamın şivesi biraz bozuk:
“Dur bakalım ne olacak?”
Kadın devam etmiş:
“Apartmana girdim adam peşimde! Asansöre bindim, dairenin kapısını açtım adam peşimde...”
“Dur bakalım ne olacak?”
Kadın olanları anlatmaya devam ediyor:
“Yatak odasına girdim, soyundum, makyajımı temizledim, boy aynasında kendime baktım, ışığı söndürdüm, hafif kırmızı loş, yatağa uzandım.”
Adam yine, “Dur bakaliii ne olacak?” deyince kadın dayanamamış:
“Ulan sersem herif, olanlar oldu, daha ne bekliyorsun?”