Ülke siyasetinde yerel yönetimlerin önemi, 31 Mart’ta bir kez daha bariz bir şekilde ortaya çıktı. Hele ki İstanbul seçimlerinin iki kez yapılması yerel yönetimlerin iktidara giden yolda önemli faktörlerin başında geldiğini ortaya koydu.
Yerel yönetimlerle ilgili yakın tarihimizdeki bazı örnekler hem yerel yönetimlerin iktidara giden en önemli yol olduğunu, hem de yerel yönetimlerin siyasi partilerin yok ettiğini görmek mümkün olabiliyor. Örneğin; Refah Partisi geleneği ilk önce yerel yönetimlerde iktidara geldi. Yerelde yapılan başarılı çalışmalar karşılığını buldu ve bugün aynı gelenekten gelen AK Parti, 17 yıldan bu yana ülkeyi yönetiyor.
Aynı şekilde Kürt siyasi geleneğinden gelen HDP’nin, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’nde, her seçimde yerel iktidarını biraz daha güçlendirmesi, halkların belediyelerin daha şeffaf yönetildiği ve belediyelerin kapılarının halka ardına kadar açıldığı inancından kaynaklandığını söyleyebiliriz.
Bir başka önemli gerçek de, yerel iktidarda güçlenen Kürt siyasal harekatı, ülke siyasetinde de söz sahibi olmaya başladı. Nitekim yenilenen İstanbul seçimlerindeki etki bunu göstermektedir.
Birde bunun yanında yerelden iktidara adım adım giderken, yerel yönetimler bünyesine katılan eş-dost, akraba-yandaşların arpalığa dönüştürdüğü yerel yönetimlerde ortaya saçılan pis kokunun yayılması ve ortaya çıkması sonucu hem iktidara giden yolun, hem de partinin yok olduğu gerçeğidir. Buna en güzel örnek ise, Erdal İnönü’nün başında bulunduğu Sosyal Demokrat Halkçı Parti'dir (SHP).
SHP; 1989 yılındaki yerel seçimlerde büyük bir rüzgar yakalayarak, yerel seçimlerde yüzde 36 dolayında oy ile başta İstanbul olmak üzere birçok kenti almıştı. Nurettin Sözen yönetimindeki İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin başında bulunan Ergun Göknel’ın başta klor alımı olmak üzere birçok konuda yaptığı yolsuzluklar, boşanmak istediği eşine verdiği yüklü miktardaki para ve mallarla patlak veren skandal, sonun başlangıcı oldu.
1994 yerel seçimlerinde SHP’nin oyu yüzde 20’lere gerilerken, yolsuzluklarla anılan parti, bir daha kendine gelemedi ve de kapısına kilit vuran partiler kervanına katıldı. Ha bu arada 1994’de Recep Tayip Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi.
31 Mart’ta bir yerel seçimi geride bıraktık ve aradan kısa bir süre geçmesine rağmen, yerel yönetimlerden yine pis kokular yükselmeye eşe-dosta, akraba ve yandaşa tanınan ayrıcalıklar, peşkeş iddiaları gündemin ilk sırasına yükseldi. CHP ile başlayan bu iddialar, eski-yeni birçok defterin yeniden açılmasına ve de siyasi parti genel merkezlerinin de bu iddialara karşı tedbirler almasına neden oldu kanımca...
Bilindiği üzere 31 Mart’ta büyük başarı elde eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yerel yöneticilerle toplantı yapmış, 7 maddelik bir manifesto yayımlamış, ‘babamın oğlu da olsa işe almayın’ demesine rağmen önce 4 CHP’li belediyenin, ardından da birkaçının daha eşini-dostunu, akrabasını-yandaşını işe aldığını, hatta önemli makamlara getirdiğini gördük.
Hafta içinde Diyarbakır’ın Merkez Bağlar İlçe Belediyesi’nde ilginç bir gelişme yaşandı. 31 Mart’ta rakibi yüzde 71 oy almasına rağmen Kanun Hükmünde Kararnameli olduğu için, yüzde 25 oyla Belediye Başkanı olan ve göreve gelir gelmez de aynı soy ismi taşımayan kardeşi Haşim Mertoğlu’nu yardımcısı yapan AK Partili Hüseyin Beyoğlu, bir basın toplantısı düzenledi.
Ben başka bir randevum nedeniyle toplantıya katılamadım. Ama muhabir arkadaşımızdan ve diğer meslektaşlarımdan toplantının havasıyla ilgili bilgiler aldım. Başkan, bu kısa sürede yaptığı icraatları tek tek anlatmış, güzel olan her şey takdir görür elbette, bizlerde gazete sayfalarımızda bunlara sık sık yer veriyoruz ve vermeye de devam edeceğiz.
Sanırım toplantıya damga vuran, Başkan Beyoğlu’nun ailesi üzerinden yıpratılmaya çalışıldığını söylemesi ve ‘kardeşim Haşim Mertoğlu'nun, başkan yardımcılığı görevinden kendi isteğiyle ayrıldı’ demesi oldu. Bu istifanın zamanlaması bana çok manidar geldi. Çünkü söz konusu durumun, AK Parti Diyarbakır İl Örgütü içinde de rahatsızlık yarattığını ve CHP’nin bu kadar yıprandığı bir dönemde görevi bırakmasının genel merkezden geldiği yönündeki kamuoyu kuşkularını güçlendirmektedir.
Bu arada Başkan Beyoğlu’nun, eşi konusunda açıklama yapması da ilginç. Beyoğlu’nun eşi Dürdane Beyoğlu, AK Parti’de uzun yıllardır aktif siyaset yapan bir isim. 2015’de de AK Parti’den milletvekili adayı idi. Dürdane Beyoğlu’nun belediyenin bazı sosyal işlerinde görünmesi Diyarbakır kamuoyunda önümüzdeki dönemde yeniden milletvekili adayı olacağı şeklinde değerlendirilirken, bazı birimlere ise torpille atanan kişilerin bulunduğu yönündeki söylentilerin de önümüzdeki süreçte Başkan Beyoğlu'nun başını ağrıtacak konuların başında yer alıyor.
Yerel yönetimler iktidara giden yoldur. Anca hangi partiden olursa olsun bu eş-dost, akraba-yandaş furyası devam ederse hem başkanlar, hem de partiler kaybeder.
Sevgiyle kalın.

YASAL UYARI:   Dunyadavan.com , Dijital haber sitesinde yayımlanan yazı ve yorumlardan yazarların kendisi sorumludur. Sitemiz, hukuka, yasalara, ve kişilik haklarına saygılı “yer sağlayıcı” olarak hizmet vermektedir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan şekliyle hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur.