Gölü'nün kirlilikten kurtarılması için 100 milyon lira maliyetli 'Van Merkez İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi' projesi tamamlanmasından sonra başlatılan dip çamuru temizliği devam ederken, kıyılarındaki işgallere yönelik herhangi bir çalışmanın yapılamaması tepkilere neden oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ilan edilen 'Doğal sit alanı'  kanunu ise, özünde bu kanunun   yeni yapılaşmanın önünü açacağı gibi eski yapıların kalıcı hale geleceği iddia edildi. İMO Van Şube Başkanı Mihail Atik; kanun çıkar çıkmaz kıyılarda yeni yapılaşma başladığını söyledi. VAN ÇEV-DER Başkanı Ali Kalçık, Kıyı Kanunu’nun en başta resmi kurumlar tarafından ihlal ve talan edildiğini, özel girişimcilerin de bundan cesaretle bu ihlale katıldıklarını vurguladı.

Dünyanın en büyük sodalı, Türkiye’nin ise en büyük gölü olma özelliği taşıyan Van Gölü'nün kirlilikten kurtarılması için başlatılan çalışmalar yoğun bir şekilde devam ediliyor. İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi'nin devreye girmesinde sonra şu ana kadar yaklaşık 500 bin metreküp balçık ve dip çamurundan da temizlendi. Ancak kıyılarındaki işgalle ilgili ise şu ana kadar hiç bir çalışma yapılmadı. En yoğun işgal ise özellikle resmi kurumlar tarafından yapılıyor. Karayolları, DSİ gibi kurumların çok eski olan işgallerine, yenileri de ekleniyor. Bu durumun engellenmesine yönelik  her hangi bir çalışma ise yapılmıyor.

Göl etrafında 2 il 9 ilçenin yer aldığı  kıyı çevresindeki Van’ın; Tuşba, Edremit, Gevaş, ve Erciş ilçeleri ile Bitlis’in; Tatvan, Adilcevaz, ve Ahlat  ilçelerinin bulunduğu kıyı şeridinin merkezlere yakın tüm sahil kesimi resmi  kurumların sosyal tesisleri  ve özel işletmelerce yaklaşık 3 bin 621 kilometrelik kıyı şeridi komple işgal edildi. Sahil şeridinin yerleşim yerlerine yakın ve kullanılmaya müsait alanları ‘sosyal tesis ve kampları’ adı altında parselleyen resmi kurumlar, sahili işgal etmeye devam ediyor. Son olarak Edremit Belediyesince göl içerisinde yaptırdığı cafe, Ahlat İlçesinde ise Cumhurbaşkanı sarayı oldu.

DOĞAL SİT ALANI İLAN EDİLDİ AMMA!YAPILAŞMA DURMADI

 3 bin 713 kilometrekarelik yüzölçümüyle Türkiye'nin en büyük gölü olan Van  Gölü'nde yaşanan kirliliğin önlenmesi çevre ve imarının düzenlenmesi için Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından imzalanan ve 1 nolu Cumhurbaşkanlığı’nın 21.07.2022 tarih,  4157995 sayı ve Kararnamesinin 109/2 maddesinde  Van ve Bitlis İlleri sınırları içerisinde bulunan ‘Van Gölü Doğal Sit Alanı’nın, Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı’ olarak tescil edildi. Çıkartılan bu kararnamenin bir aldatmacadan ibaret olduğunu, Van gölü sahillerinin imara ve talana açık bir alan haline geleceğini iddia eden TMMO İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Van Şube Başkanı Mihail Atik, bu yasa ile gölün korunacağını düşünmediğini, çıkartılan  kanunun yeni projelere zemin hazırlamak ve art niyetli olduğunu ifade ederek şunları  söyledi:

“ 5 Mart 2022'de birinci, ikinci ve üçüncü derece sit alanlarının içeriği değiştirildi. ‘Doğal sit-sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı’ olarak tescillendi. Yeni korunacak alanlar, bu şekilde ifade edilecek artık. Burada dikkat çekici olan şey, 'kontrollü kullanım' ifadesidir. Bu koruma kanununa istinaden Bakanlık 21 Temmuz 2022 tarihinde Van Gölü'nü bu kapsama aldı. Göl bu kapsamda belli bir düzeye kadar korunacak. Açık söylemek gerekirse Van gölü için talihsiz bir karardır. Bu yasayla yetki tamamen Belediyelere ve Milli Emlak Müdürlüklerine verildi. Kanun çıkar çıkmaz göl kenarında yeni yapılar da hız kazandı. Yine Ahlat sarayının hemen yanı başında yeni yapıların inşaat temelleri atıldı. Göl kenarında dalış merkezinin inşaat temeli atılıyor.  Maden arayışları da çok kısa sürede başlayacak. Bu kanunla gölde istedikleri gibi kullanım alanları açmaya yöneliktir. Bırakın eski yapıları göl çevresindeki işgaliyeleri kaldırmaya bu tesislerin daha da önünü açan nitelikte bir kanundur.”

Van Gölü'nün kıyısında sanayi tesislerinin kurulabilmesi olanağı doğurduğuna dikkat çeken Atik; “ Bununla şunu diyorlar, Biz size açık kapı bıraktık. Siz kendi sanayi tesislerinizi belli yol ve yöntemlerle sürdürün. Yani, tabiri caizse barajlar için verilen ÇED raporu gibi. Yani ÇED İzin Denetim Genel Müdürlüğü'nün, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün ve Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün vereceği olumlu görüşler doğrultusunda maden arama sahaları ve ocakları açılabilir. Turizm tesisleri, yat limanları, depolama tesisleri kurulabilir. Tarım ve hayvancılık faaliyetleri yapılabilir. Şimdi bunların tamamının gerçekleştiğini düşünelim. Bu şekilde Van Gölü'nün bu işgal hamleleriyle kaç yıl daha dayanabilir” ifadelerini kullandı.

 VATANDAŞ GÖLDEN  FAYDALANMIYOR

Van Gölü’nde kıyı kanununun  ihlal edildiğini kaydeden Van Tarihi Eserleri Koruma Araştırma ve Geliştirme Derneği (VAN ÇEVDER) Başkanı Ali Kalçık; “Kıyı Kanunu uygulaması gereken kamu kurumları, gölün en gözde sahillerine eğitim, sosyal  ve dinlenme tesisleri adı altında işgal ediyor ve çevresini de tel örgü veya duvarla çevriliyor. Göl çevresinde Diyanet Vakfı, Emniyet Müdürlüğü, Jandarma, Karayolları, DSİ’ye ait sosyal tesisler, Maliye, Su Sporları, Edremit Belediyesi’nin mesire yerleri, İl ve İlçe belediyelerin arıtma tesisleri, Oteller, cafeler ve  Cumhurbaşkanı Sarayına bağlı eklentiler. Bunun yanında birçok otel gibi özel işletmeciler de yine valilik yada yetkili kaymakamlıklar tarafından verilen izinlerle kıyılar işgal edilmiş. Van Gölü sahilleri adeta Vatandaşlara  yasaklı hale geldi. Yurttaşlar, kamu kurumlara ait sosyal tesislerden  ücret karşılığında yararlanıyor. 3 bin 621 kıyı şeridi komple kapatılmıştır. Vatandaşların hiçbir şekilde Van Gölü'nden yararlanma hakkı kalmamıştır.”

 YAPILAŞMALAR KIYI KANUNA AYKIRIDIR

Van Gölü sahillerinde her geçen yıl daha da artan yapılaşmaların 3621 sayılı kıyı kanununa aykırı olduğuna dikkat çeken Kalçık; sözlerine şöyle devam etti:
“Şu an Van Gölü sahilinde, Kıyı Kanunu tamamıyla unutularak vatandaşlara ait kıyı şeritlerinin adeta gaspı söz konusudur. 1990 yılında yürürlüğe giren ve 2005 yılında revize edilen 3621 sayılı Kıyı Kanunu’na göre, kıyıdan 100 metreye kadar yapının yasak olduğu belirtilmesine rağmen, Van Gölü sahillerinde özellikle de devletin kendi resmi kurum kuruluşları kanunu uygulanmıyor. 3621 sayılı Kıyı Kanunu, Van’da bizzat devlet kurumları tarafından ihlal ediliyor” dedi.

Van Gölü sahillerinde yaşanan işgal ve çevre sorunlarıyla ilgili Başta Van Barosu ile kentteki akademik odalarla beraber çalıştıklarını anlatan Kalçık,  Çıkartılan Van Gölü doğal sit alanı ilan edilmesi yasasının Van gölü ve çevresi için bir felaket ve talan yasası olduğunu ifade ederek; “yeni yasayla ilgi Van Barosuyla beraber  rapor hazırlıyoruz. Bu yasa Van gölü için bir felaket yassıdır. Talan yasasıdır. İşin altında başka planlar vardır. Kamu oyunda bilgi kirliliği var. Konunun takipçisi olacağız.”