Veteriner hekimler, kedilerdeki koronavirüsün insanlara geçtiğine dair bir bulgu bulunmadığını belirtirken, mutasyonla beraber ağır sonuçlar doğuracağını aktardı.

Koronavirüsün, özellikle toplu olarak bulundukları bölgelerde kediden kediye bulaştığını belirten Arslan, "Ancak insandaki gibi değil. İnsana bulaşmıyor. Sadece kediler arası seyreden bir hastalık. Genelde oldukça zor bir tedavisi var. Yakalanan hastalar eğer çok iyi tedavi edilmezse genelde kaybediliyor" dedi.

"KEDİLERİN YAŞAM ALANINDA HİJYEN ÖNEMLİ"
Ümraniye Belediyesi Veteriner İşleri Müdürü Muhammet Nuri Coşkun, koronavirüsün sığır, köpek ve yarasalarda da görüldüğünü söyledi.

Virüsün nasıl bulaştığına ilişkin bilgi veren Coşkun, "Virüs, özellikle dışkı öncelikli olmak kaydıyla daha sonrada salyayla bulaşabilmekte. Kediye geçtiği andan itibaren 2-3 hafta, birkaç ay gibi kuluçka dönemi var. Bu kuluçka dönemi sonrasında hastalık belirtileri ortaya çıkmaya başlıyor. Öncelikle iştahsızlık, halsiz görülebilir, karın şişer, hareket etmek istemez ve inatçı bir ateş şekillenir. Bu 39.5, 41.5 arası seyreden bir ateştir. Sokaktaki veya evimizdeki kediler, bu virüsle hayatları boyunca en az bir kez karşılaşır. Pek çoğu çok hafif enfeksiyonla bunu atlatabiliyorlar. Genelde, hafif bir ishal vakası oluyor" dedi.

Kedilerde korona virüsün iki farklı şekilde görüldüğünü kaydeden Coşkun, "Islak form, kedide biraz daha ağır seyrediyor. Kediyi biraz daha zorlayan bir form. Özellikle karın bölgesinde ödem şekilleniyor. Virüs damar yapısını bozup, karın boşluğunda ödem birikmesine sebep oluyor. Tabii biriken sıvı akciğerlere basınç yaparak hayvanın nefes almasını zorlayabiliyor. Kuru formda ise ödem yok, sinir sisteminde bir problem var. Hayvan biraz daha hırçın olabiliyor, yürümek istemeyebiliyor. Bazı vakalarda göz deformasyonları görülebiliyor. Kesin bir teşhisi olmamakla birlikte kan değerlerine bakılıp, semptomlar bir araya getirildiği zaman 'Hayvanda FIP var' diyebiliyoruz" ifadesini kullandı.