DUNYADAVAN.COM


Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) ve Doğu Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (DOĞUSİFED) ev sahipliğinde Van'daki Elite World otelinde düzenen toplantıya, TUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski, TÜRKONFED Başkanı Orhan Turan, Doğusifed Başkanı Suat Çiftçi, Dostluk Grubu Başkanı Mehmet Avcı,TUSİAD Yönetim Kurulu üyeleri ve iş insanları katıldı.


Her yıl farklı bir ilde TÜSİAD Yönetim Kurulu toplantılarının yapıldığını hatırlatan TUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski bu yılki toplantının Van'da yapılmaktan ve Vanda bulunmaktan büyük duyduklarını ifade etti.

Kaslowski," Kentimiz yüzde 65'i 0-29 yaş grubunda olan nüfusu ile genç nüfus açısından Türkiye ortalamasının üzerinde. Eğitim başarı sıralamasına baktığımızda ise, Van ili Türkiye'de 75. sırada. Bu iki veri bize gençlerimize yönelik atılacak çok fazla adımın olduğunu gösteriyor. Bugün zaten Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde TÜSİAD'ın 'Bu Gençlikte İş Var' projesi kapsamında gençlerimizle bir araya geliyoruz. Onların girişimcilik alanındaki potansiyellerini harekete geçirmek istiyoruz. Gençlerimizin nitelikli ve çağın gereklerine uygun eğitim alması, geleceğin mesleklerine hazırlanması, girişimcilik potansiyellerinin güçlendirilmesinin kent iş dünyasının da her daim gündeminde olması gerektiğini düşünüyoruz."dedi.

 DEMOKRASİYE GÜVEN ARTIRILMALI

Temel hak ve özgürlüklerde ilerleme kaydetmenin büyük önem arz ettiğine değinen Kaslowski,"Yerel demokrasinin hayata geçmesinde tüm aktörlerin sorumluluğu vardır. Ülkemizin yaşadığı tüm olumsuzluklara ve güvenlik sorunlarına rağmen sorunlarımızı demokratik çerçeve içerisinde özgürlükleri kısıtlamadan çözme kapasitesine sahibiz. Özgürlükler kısıtlandığında güvenlik sorunlarının da derinleştiğine şahit oluyoruz. Bizim için özgürlüklerle güvenlik arasında bir çelişki yok. Tersine özgürlük alanlarının genişlemesi şiddet eğilimini azaltır, diyalog yoluyla sorunların çözümünü kolaylaştırır. Aynı çerçevede, Belediye başkanlığı veya benzeri seçimle gelinen bir kamusal görevin hem hukuk devleti kuralları çerçevesinde denetimi, hem de demokratik meşruiyetine saygı önemlidir. Demokrasi de, ülkedeki güven unsurunun tam olarak sağlanması da bunu gerektirir. Yalnızca ekonomide değil, temel hak ve özgürlükler, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, insan hakları gibi konularda da ilerleme kaydetmek zorundayız. Özgürlük alanlarının genişlemesi, insanların düşündüklerini özgürce ve korkmadan söyleyebilmesi yaratıcı ve eleştirel düşüncenin gelişebilmesi için şarttır. Gelişmiş ülke kategorisine geçebilmek için önemli hedeflerimizden biri artık ülkemizde demokrasi ve hukuk devletinin tartışma konusu edilemeyecek bir düzeye getirilmesi olmalıdır. Bu çerçevede, içerde ve dışarda ülkemize, kurumlarımıza ve demokrasimize güveni artırmak ekonomimizi de güçlendirecektir. O zaman yatırım ortamı da iyileşecek, iş insanları olarak işlerimize, rekabet gücümüze odaklanabileceğiz, istihdam yaratabileceğiz. Aynı doğrultuda, ülkemizin 21. yüzyılda küresel rekabeti gücü için elzem olan Avrupa Birliği süreci ve çağa uygun bir gümrük birliği anlaşması güncellenmesi de mümkün olacaktır. Türkiye hem Avrupa siyasal ve ekonomik sistemi içinde yer alan, hem de bir Avrasya merkez olarak yükselen bir ülke olmayı başardıkça dünyada güçlü bir demokrasi ve ekonomi ve teknoloji ve sosyal kalkınma ülkesi olacaktır. Van da coğrafi konumunu ve ekonomik potansiyeli ile bu yönde bir Türkiye vizyonunun, 21. yüzyılda güçlü bir Türkiye hikayesinin dinamizm kaynaklarından biri olmayı hak etmektedir" dedi.


TUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaslowski, Van'ın sınır kenti olduğuna dikkat çekerek, "Van'da, dış ticaret ve turizm, sınır kenti olması nedeniyle öne çıkıyor. Coğrafi konumu sonucu İran, Irak, Ermenistan ve Azerbaycan ile yakın olması çok büyük potansiyel getiriyor. Bu potansiyelin kullanılabilmesi için büyük çaba göstermeliyiz. Bildiğiniz üzere hafta başında her sene Ekim ayı içinde yayınlanan ve gelecek 3 yılı için makro ekonomik tahminleri ve ilgili yapısal uyum politika ve önlemlerini içeren Orta Vadeli Plan, yeni ismi ile YEP kamuoyu ile paylaşıldı.Geleceği tahmin etmek hepimiz için zor. Çok ciddi dalgalanmalardan geçtikten sonra; bu tür programların özel sektöre yön veren bir yapıya kavuşabilmesi, yatırım ortamına güven verebilmesi için, sapmaları minimize edecek yan adımları ve detaylı planları da görmek isteriz. İş dünyası yatırım yaparken orta ve uzun vadeye odaklanır. Yatırımlarını artırabilmek için istikrar ve güvene ihtiyaç duyar."diye konuştu.


Avrupadan gelen emarelerin iç açıcı olmadoğını vurgulayan Kaslowski şünları söyledi: "Bu büyümeyi elde etmek için doğal olarak yine yüzde 10'lar düzeyinde özel sektör yatırımları öngörülmüş. İç ve dış talep; yatırım iştahını tetikleyecek durumda değil. Dış talep açısından, en büyük pazarımız olan Avrupa'dan gelen emareler iç açıcı değil. Dünyanın kalan bölgeleri açısından da dış ticarette büyüme beklenmiyor. Elbette iç talep toparlandıkça yatırım iştahı da artacaktır. Yeni programda yargı reformuna da yer verilmesi sevindiricidir. Yargıda uzmanlaşma ve hız önemlidir. Ancak yargı bağımsızlığının olmadığı durumda adaletten bahsetmek mümkün değildir. Her şeyden önce yargı bağımsızlığını güçlendirecek adımların atılmasını bekliyoruz. Küresel koşullar ucuz finansmanı desteklediği ölçüde sorun yokmuş gibi görülse de geçmiş yıllarda kurda görülen yüksek artış şirket bilançolarında önemli oranda hasar yarattı. Bu hasarı taşıyarak devam etmek çok maliyetli ve sürdürülemez. Ülkemizin döviz cinsinden yüksek miktarda borcu var. Yeni Ekonomi Programımızın açıklandığı gün bir veri daha açıklandı: Özel sektör ve kamunun toplam dış borcu milli gelirin %61,9'una ulaştı. En son 2001 krizinde %56'yı görmüştük. Geçtiğimiz 4 yılda doların değeri TL'ye kıyasla 2,5 kat arttı. Geri ödenebilir durumdaki pek çok kredi bu nedenle ödenemez hale geldi. Bankalar mümkün olduğunca bu borçları yeniden yapılandırıyorlar. Ancak bu sefer de taze kredilere, ekonominin sağlıklı alanlarına kredi akışı yavaşlıyor. Kaynaklar sorunlu kredilerde kilitli kalıyor. Bu sorunu çözmeden ne şirketlerin yeni yatırım yapabilmesi ne de bankaların büyük oranda yeni kredi verebilmesi mümkün değil. Geçtiğimiz yıl yaşadığımız tam olarak buydu."


3 BİN KOBİMİYE EĞİTİM VERİLDİ


TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan ise, KOBİ'lerin kapasitelerini artıracak projeleri, bölgesel federasyonların desteğiyle hayata geçireceklerini belirterek şöyle konuştu:
"Bu yıl da Denizli ve Elâzığ ile başladığımız yolculuk, Diyarbakır ve Eskişehir'le devam ediyor. 2020'de Dijital Anadolu Projesi'ni DOĞUSİFED ev sahipliğinde Van iş dünyasıyla buluşturacağız. KOBİ'lerimizin kapasitesini artırmak, dijital ve finansal okuryazarlık ile insan kaynağı altyapısını geliştirmek için UNDP ve VİSA ortaklığında 'İşimi Yönetebiliyorum' projesini hayata geçirdik. 3 yılda 18 kentte 3000 KOBİ'mize eğitim vereceğiz. Adana ve Antalya ile başladık; Hatay, Balıkesir, Bursa, İstanbul ve Mardin ile devam edeceğiz. Bu noktada Van, zengin tarihi ve kültürel geçmişi ile dinamik ticaret hayatı sayesinde büyük bir potansiyel taşıyor. Fırsatların ortaya çıkmasının sağlayacak kent ittifakları, Van'ın kalkınması ve rekabetçiliğini de pozitif etkileyecektir.Yerel yönetimlerin, yerel kalkınmada kilit aktörlerden biri olduğunu da ayrıca hatırlatma isterim. Yerel yönetimleri güçlendirmek, yerel kalkınmaya omuz vermek demektir."