51 yıl önce 51 yıl sonra

CUMHURİYET/ ORHAN ERİNÇ

VAN- Seçim için planlama yapan yazıişleri sorunca Van ve Bitlis’e gitmey iönerdim. Çünkü 1964 seçiminde aynı bölgede görev yapmıştım. Geçen süreçte dinin siyasete alet edilmesideğişmek bir yana daha da yoğunlaşmış.

Cumhuriyet Gazetesi 36 yazarıyla illerde seçim nabzını araştıyor. Van ve Bitlis'e de Gazetenin İcra kurulu Başkanı Orhan Erinç ile foto muhabiri Can Erok'la birlikte çok konuşulacak izlenimleri.

Çevredeki illere benzer bir biçimde Van’da çok iddialı iki parti var. 8 milletvekilini bölüşmek için Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile Halkların Demokratik Partisi (HDP). Milletvekili çıkarabilmeleri HDP’nin barajı aşamamasına bağlı sayılabilecek iki parti de Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP).

Seçime, aday göstererek katılma hakkı kazanan 20 partiden 6’sı ise baştan havlu atmış, aday göstermemişler. 2 de bağımsız aday oy listesinde yer alıyor.

AKP’nin işi zor

Van’da konuşulanlara göre AKP, sadece partililerin eğilimini değil sivil toplum kuruluşlarının (STK) eğilimini de ölçmüş. Kimleri önerdiklerini o çalışmaya katılanlar biliyor. Ama iddialarına göre parti genel merkezi(?) kendince bir belirleme ve sıralama yapmış. Bu yaklaşım da kimi çevrelerde yadırganmış ve hoşnutsuzluk yaratmış.

Bunlardan biri de Küresünniler Düşünce Platformu. Muhafazakâr anlayışları nedeniyle 13 yıl AKP’yi desteklemişler. Platform Sözcüsü Ferhat Atacan ile yönetici Bilal İncehaş da eğilim yoklamasına katılıp aday adayı önerenlerden.

Ancak sonuç alamamışlar. Azımsanmayacak bir sayıda olmalarına karşın dışlanmaları nedeniyle boykot kararı almışlar. Bu nedenle “sandığa değil pikniğe gidiyoruz” söylemini benimsemişler. 8 milletvekili seçileceğinden, belirleme yöntemine göre başa güreşen iki partinin oyları önce bire, sonra ikiye, en sonda da sekize bölünecek ve bulunan sekiz sayı alt alta sıralanacak. En büyük bölme sonuçları sıra ile hangi partide ise milletvekilliğini o parti alacak.

Bu nedenle 1 oy bile önemli.

İlk kez bağımsız adaylar yerine listeyle seçime katılan HDP’nin liste başında Eşbaşkan Figen Yüksekdağ var.

CHP listesinin ilk sırasında ise Türkiye’nin en uzun soluklu politikacılarından olan, “Ağa” diye anılan Kinyas Kartal’ın ailesinden Nadir Kartal yer alıyor.

Van önce terör, ardından da iktidarların yanlış politikaları nedeniyle ekonomi, tarım, hayvancılık ve turizm alanlarında epeyce gerilemiş. Orada da kalkınmanın motoru inşaat.

Kahveler dopdolu

Verilen bilgilere göre; işsizlik ortalaması Türkiye ortalamasının iki katı. Milli gelirden payı, ortalamanın dörtte biri oranında. İnsani gelişmişlikte 60’ıncı sırada.

Sermaye ve beyin göçü yaşanıyor. Çevre illerden de işsizlerin çekim merkezi konumunda.

Van temsilcimiz Yusuf Ziya Cansever’in rehberliğinde Can Erok’la kenti dolaşırken kahvehanelere de uğrayıp sohbet ediyoruz. Ortama bir çekingenlik hâkim. Yeni de birkaç yürekli emekliye rastlıyoruz. Dinin siyasete böylesine alt düzeyde alet edilmesinden, 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet iddialarının üstünün örtülmesinden yüksek sesle yakınıyorlar, sert biçimde eleştiriyorlar.

Çayır ve meraların uzun süre kapalı kalması ile uygulamadaki yanlışlar hayvancılığı olumsuz etkilemiş.

1980’e kadar Irak, Suudi Arabistan, Libya ve İran’ın et deposu konumu nedeniyle ihracat yapılırken işler tersine dönmüş. Aynı yıllarda Türkiye’de kişi başına 2 büyük ve küçük baş hayvan düşerken, bugün sayı 35 milyona, yani kişi başı yarım hayvana gerilemiş.

Süt üretimi de bu duruma koşut gidiyor. Kasapta etin kilosunun yaklaşık 40 lira, otlu peynirin de marketlerde 25 lira oluşu durumu zaten özetliyor.

Valilerin görev süresi

Van’ın sorunlarını en iyi bilenlerden biri de Feridun Irak. Uzun yıllar Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı, Ticaret Borsası Başkanlığı ve Vanspor Başkanlığı yapmış.

Bugüne kadar Van’a ne hayvancılığı bilen vali geldiğini ne de Ankara’ya aynı konuda bilgili ve uzman milletvekili gönderildiğini gördüğünü söylüyor. Gelen vali de ortalama 1.5 yılda gidiyormuş.

Deprem yarası kanıyor

Yürekleri dağlayan can kayıplarına yol açan depremin yaraları henüz sarılamamış. Ziyaret ettiğimiz Anadolu konteyner kentinde çaresizlikten yaşayanlar var. Damları akıyor. Boşaltılanların da kapıları, pencereleri, muslukları yağmalanmış.

Depremin hayvancılık tesislerine ve turizme verdiği zarar da giderilememiş.

 

Gelelim sonuca

 

Söylenenlerden çıkan sonuç, HDP barajı aşarsa HDP: 6 (5), AKP: 2 (3). Aşamazsa AKP: 5, CHP: 1, MHP:1, Bağımsız: 1.

Bekleyip göreceğiz.

 

Ferit Melen’in yüzde 83.3’lük rekorunu kıran olmadı

Çok partili döneme geçildiğinden bu yana yapılacak en ilginç seçime sayılı günler kaldı.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), zora girdiği gözlenen iktidarını koruma, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) iktidarı ele geçirme, Halkların Demokratik Partisi (HDP) de yüzde 10’luk seçim barajını aşma savaşımı veriyor.

Geriye kalan 16 partiden kimileri ise “iktidara gelme” söylemini dillerinden düşürmeseler de yüzde 3 barajını aşarak bütçelerini rahatlatacak hazine yardımından yararlanma olanağını yaratmaya çalışıyor.

51 yıl önce

Basınımızın geleneksel bir seçim izleme yöntemi vardı. Yazarlar, muhabirler, foto muhabirleri ve çok sık olmasa da çizerler yurda dağılır; “nabız yoklama” gezileri yaparlardı.

Yazıişleri yönetimleri, bir dönem anket şirketlerinin çekimine kapılıp geleneği bozdular ama Cumhuriyet bu geleneğinden de ödün vermekten kaçındı.

Önümüzdeki seçim için planlama yapan arkadaşlarım bana da sorunca Van ve Bitlis’e gitmeyi önerdim.

Çünkü çiçeği burnunda bir Cumhuriyetçi olarak 1964 Senato Yenileme Seçimi’nde Van, Bitlis, Muş, Siirt ve Hakkâri’de görev yapmıştım.

Rastlantı bu ya o seçimde de 7 Haziran’da sandık başına gidilmişti. Gezi süreci de aynı günlerdeydi. Aradan geçen süreçte epey değişiklik yaşandı ama görülüyor ki dinin siyasete ve oy kapmaya alet edilmesi uygulaması, değişmek bir yana daha da yoğunlaşmış.

Van’dan bin bir zorlukla merkeze ulaştırabildiğin yazıma, yazıişlerindeki arkadaşlarım şu başlığı atmışlar:

Van’da seçim mücadelesi ağalar, şeyhler ve hacılar arasında oluyor.” Yazının spotunda da şunlar yer alıyor: “Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendisine yöneltilen dinsizlik iddialarını ortadan kaldırabilmesi için bu yıl geçen senelere kıyasla daha fazla kişinin hacca gönderildiğini ispat etmesi gerekiyor.”

Anımsatalım ki iktidarda İnönü’nün kurduğu 10’uncu hükümet ve koalisyon vardı.

Melen’in rekoru

CHP’nin senatör adayı Ferit Melen’in ulaştığı yüzde 83.8’lik oy oranını bugüne kadar kimsenin, hem de Türkiye genelinde kıramadığı da bir başka gerçek. Kalan oylar ise şöyle dağılmış: Yeni Türkiye Partisi (YTP) yüzde 11.6, Adalet Partisi (AP) yüzde 4.7, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP, sonra Milliyetçi Hareket Partisi - MHP 1969) yüzde 0.4.

Yine geriden bugüne bakarsak, kendisini devlet başkanlığından cumhurbaşkanlığına dönüştürecek halkoylamasına oy sağlamak için kürsüden ayetler ve hadisler aktaran Kenan Evren’in yerini, cumhurbaşkanlığını başkanlığa dönüştürmenin yolunu açmak için elinde Kuran’la kürsüye çıkan tarafsız Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aldığını görüyoruz.

Az buz ilerleme değil hani...

Bitlis 51 yıl önce bıraktığım gibi

Bitlis de Van gibi sanayileşememiş, terörden olumsuz etkilenmiş bir il.

En önemli benzerliklerinden biri de komşu il gibi açık hava müzesi sayılacak doğal ve tarihsel varlıkları.

Gaydalı ailesinden iki kardeş, başa güreşen iki partinin listesinde yer alıyor. Ağabey Mahmut Celadet Gaydalı Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP), kardeş Edip Safder Gaydalı da Adalet ve Kalkınma Partisi’nden (AKP) aday.

Edip Safder Caydalı Anavatan Partisi (ANAP) ile Doğruyol Partisi’nde (DYP) görev almış, milletvekilliği ve devlet bakanlığı yapmış bir siyasetçi. Mahmut Celadet Caydalı ise 2002 ve 2007 seçimlerinde bağımsız milletvekili adayı olmuş ama yeterli oyu alamamış.

Bitlis’in 3 milletvekili çıkaracağı ve iki kardeşin de ikinci sırada yer aldığı dikkate alınırsa şimdiden şunu söylemek olası: Biri seçilemeyecek.

 

Celadet Caydalı ve liste başı aday Mizgin Irgat ile partinin Tatvan ilçe merkezinde konuşma olanağı bulduk ama aynı otelde kalmamıza karşın Edip Safder Caydalı ile konuşamadık. Randevu alma konusunda bir aksaklık olmuş. Etrafı çok kalabalıktı; rastlaşınca tokalaşmakla yetindik.

Bitlis’te görüş açıklayanlar sınırlı sayıda. Kimileri iktidarın son dakika golü olarak yaşama geçirdiği İç Güvenlik Yasası nedeniyle “makul şüpheli” durumuna düşmekten, kimileri de hoşa gitmeyecek sözleri nedeniyle PKK’nin hedefi olmaktan çekiniyor.

Yaşlılar ve emekliler kahvehanelere, gençlerse kafelere ya da Van Gölü sahiline takılıyor.

Ancak betonlaştırma geleneği, Van Gölü’nü de vurmuş. Gölün girilebilecek, o da uyarılar sonunda pek kısa plaj bölgesi bırakılmış. Betonlaştırılan sahili ise büyük ölçüde yosunlar kaplamış.

Ovakışla’da pancak üretimi sürüyormuş ama kantar yokmuş. Satarken kamyona ya da traktörlerin çektiği treylerlere yükleyip kilometrelerce uzaktaki kantara götürüyorlarmış.

Bitlis şehir merkezini 51 yıl önce nasıl bıraktımsa öyle buldum. Kaldığım, altından dere akan otel binası bile duruyor. Ama artık otel değil.

Tütün üretimi neredeyse yok olmuş. Sigara fabrikası kapatılmış. Yaşlılar ve emekliler kahvehanede takılıyor

Bitlis’in birleşik oy pusulasında 19 parti ile bir bağımsız aday var. İl daha kozmopolit olduğu için partiler Van’a göre daha cesur davranmışlar.

HDP adayları 3-0 alırız diyorlar ama AKP’nin üç katından fazla oy almaları gerektiğinden zor görülüyor.

Ağır basan görüş HDP: 2, AKP: 1 sonucuna varıyor.

Tersi olur mu derseniz, “Türkiye’de olmaz olmaz” derim. Hele de dedikodulara bakarsanız...